Tek tip elbiseye karşı Özgürlükçü Hukukçular’dan kriz masası girişimi

Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP), tek tip kıyafet uygulamasına karşı Kriz Masası oluşturmak için çalışmalarına başladı. Platform üyesi Avukat Mizgin Doğan, “Bu uygulamanın sadece cezaevindekileri değil, dışarıdakilerin de cezalandırılması anlamına geldiğini” söyledi.

Geçtiğimiz günlerde çıkarılan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile getirilen tek tip kıyafet düzenlemesine dönük tepkiler sürerken, hukuk ve insan hakları örgütleri de bu konuda harekete geçti. Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Ezilenlerin Hukuk Bürosu (EHB), İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) uygulamanın hayata geçirilmesi halinde koordinasyon sağlamak amacıyla Kriz Masası oluşturma çalışmalarına başladı.
Bu süreçte aktif rol alacaklarını dile getiren ÖHP Hapishaneler Komisyonu üyesi Avukat Mizgin Doğan, oluşturacakları kriz masası ile tutukluları uygulamaya karşı hukuki olarak neler yapabilecekleri konusunda bilgilendirmelerinin yanı sıra kamuoyunu da uygulamaya karşı duyarlı kılmak üzere çalışma yürüteceklerini ifade etti.
‘HAK İHLALLERİ ARATACAK’
Bu uygulamayla cezaevlerindeki hak ihlallerinin daha da artacağının altını çizen Av. Doğan, “Yaptığımız görüşmelerde siyasi tutsakların bu uygulama karşısındaki tutumlarının net olduğunu gördük. 80’lerde ortaya çıkan tepkinin benzeri yine gündeme gelecek. 80’deki gibi sonuçlar doğuracak. Mahpusların direnmesiyle hak ihlalleri ortaya çıkacak. Şimdiden bir aylık kapalı görüşlere çıkmama kararı alındı. 80’deki tutuklu sayısının azlığı ile bugünkü sayının çokluğunu göz önüne aldığımızda yaşanacak hak ihlallerinde de artışlar yaşanacak” dedi.
‘CEZAEVLERİNİN SIRTINA YÜKLEYEMEYİZ’
Av. Doğan, uygulamaya karşı cezaevlerinde ortaya çıkacak direnişlerin uygulamadan vazgeçilmesi hususunda tek başına yeterli olmayacağı üzerinde de durdu. “Bu uygulama sadece hapishaneleri ilgilendirmiyor. Bu aynı zamanda dışarıdakilerin de cezalandırılmasıdır” diyen Av. Doğan, geri adım atılmaması halinde KHK’nin iptal edilmesi talebiyle hapishanelerdeki eylemselliklerin daha da büyüme potansiyeli taşıdığını belirtti. Doğan, “Bu karşı çıkışı, sadece cezaevlerindekilerin sırtına yükleyemeyiz. Herkesin uygulamaya karşı bulunduğu yerde güçlü bir karşı çıkış ortaya koyması gerekiyor” dedi.
Uygulamayı savunan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bu konuda yine “Guantanamo” örneğini vermesinin hukuktan bihaber olmasından kaynaklandığını söyleyen Av. Doğan, bir utanç yeri olarak anılan Guantanamo’nun kabul edilemeyeceğini belirtti.
Av. Doğan bu konuda tek tip uygulamasına karşı 1989 yılında Danıştay Daireler Kurulu’nun verdiği “Cezaevlerinde alınacak idari düzenlemelerin anayasayla güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri zedelememesi gerektiği” kararının emsal olduğunu da hatırlattı. Tek tip kıyafet uygulamasının OHAL kapsamındaki bir KHK ile yürürlüğe giremeyeceğini vurgulayan Doğan, “Bunun KHK ile uygulanması, maksadı aşan bir uygulamadır” dedi.
‘AYM VE DANIŞTAY’I TANIMAMAZLIKTIR’
Bu emsal karara rağmen, uygulamanın KHK ile getirilmesini son dönemde karşılaşılan “hukuk garabetlerinden biri” olarak tanımlayan Doğan, şunları belirtti: “Emsal niteliğinde bir karara rağmen, iktidar tarafından KHK ile düzenleme getirilmesi Türkiye’nin hukuk devleti ilkesinden uzaklaştığının göstergesidir. Var olan bir karar var. Ama iktidar ‘ben bu kararı tanımıyorum’ diyor. Bu düzenleme ‘Anayasa Mahkemesi’ni (AYM) tanımıyorum, ‘Danıştay’ın kararını tanımıyorum’ demektir.”
Tek tip uygulamasının aynı zamanda “masumiyet karinesi”nin de ihlali anlamına geldiğini söyleyen Doğan, “Tutuklunun tek tip elbiseyle mahkemeye çıkarılması zaten suçlu olduğu hissini mahkeme heyetine empoze ediyor. Bunun üzerine yapılmış araştırmalar var. Bu elbise giyildiğinde mahkeme heyetinin kanaatine etki edecektir” diye konuştu.